Zeynepsel Bir’şeyler: 1 Dizi, 1 Film, 1 Kitap

Uzun zamandır ne okuyorum, ne izliyorum yazamamıştım buralara. Bazen elim gerçekten gitmiyor uzun uzun cümleler yazmaya. Bunca zaman boyunca bir sürü film izledim, seri seri diziler bitirdim, kütüphanem coştu gidiyor ama yazacak halim yok. Bahar yorgunluğu mu dersiniz, merkür zırvanası mı dersiniz işte var bende de öyle bir şeyler.

Neyse işte geldim buradayım; tüm bu süreçte bana en çok şey katan kitabı, en içime dokunan filmi ve en çok kafamı açan diziyi yazmak istedim.

Bir Dizi: Mindhunter – Netflix Original

David Fincher gibi bir devin bu seriyi yöneteceğini duyduğumda direkt benim dizim olacak demiştim zaten. Yanıltmadı. Şu ana kadar yayınlanan orijinaller arasında top 3’te Mindhunter. Abartmıyorum hiç.

FBI’ın oldukça deneyimli bir ajanı Bill ile çaylak denebilecek kadar az tecrübeli bir ajanının (Holden) ortaklığı üzerine başlıyor dizi. Holden ne yaparsa yapsın silik bir karakter olmaktan kurtulamıyor bu da onun kendini geliştirememesine yol açıyor. Ara buluculuk göreviyle meşgul olan Holden bir görevinde rehineyi kurtarmasına rağmen, onu rehin alan kişinin intihar ettiğine tanık oluyor. Mesleki anlamda her şeyi doğru yapmasına rağmen bu olay ona darbe oluyor. Ve sıkıntılı günler yaşıyor. Bu olaylara çözüm olması içinse farklı yöntemler aramaya başlıyor.

Yeni yöntemlerinden bir tanesi de katil ile empati kurmak. İlk başta bu fikrini dile getirdiğinde FBI yöneticileri son derece mantıksız bulsa da, zamanla Holden’ın bu yöntemini benimsiyorlar ve eski azılı suçluları hapishanede incelemesini istiyorlar. Holden ve Bill’in akıl almaz teorileri ve yolculukları, iğrenilecek düzeyde kabarık dosyalı suçlular ile 10 bölümlük bir şaheser çıkıyor ortaya.

Psikolojik polisiyeyi muazzam şekilde işleyen Mindhunter 2. sezon onayını çoktan aldı bile. Yaklaşık 5 sezon sürmesi bekleniyor ve 2. sezon Ağustos’ta Netflix’de olacak. Kaçırmayın.


Bir Film: Kefernahum

kefernahum ile ilgili görsel sonucu

“Annem ve babamdan davacıyım. Beni dünyaya getirdikleri için!”
Evet. Kefernahum bu sözlerle başlıyor. İnsanın içine dokunuyor, paramparça oluyorsun izlerken. Dram sevenlerden misin bilemiyorum ama bu muhteşem filme şans vermelisin orası kesin.

Cannes, BAFTA, Altın Küre gibi büyük sinema ödüllerinde yabancı dilde en iyi film ödüllerini kucaklamayı başaran Kefernahum, fiziken 12 ama akıl olarak belkide 32’den bile büyük bir çocuğun acı dolu yaşam mücadelesini anlatıyor. Beyrut’un kenar mahallerinde yoksulluk, cahillik, göçmen sorunlarının ortasında 7 çocuklu bir ailede var olmaya çalışan Zain ve hafızlardan silinmeyecek düzeyde iyi oyunculuğu..

Ä°lgili resim

Zain ailesinden şikayetçi çünkü ona ve kardeşlerine iyi davranmıyorlar. Ailesinde büyük şiddet var, doğru düzgün beslenemiyorlar, yaşamak için Zain bile çalışmak zorunda. Onca yoksulluk içerisinde bir de annesi tekrar hamile kalıyor. Geçinebilmek için canından çok sevdiği kız kardeşini de küçük yaşta saçma sapan bir adama gelin ediyorlar. Zain artık çareyi evden kaçmakta buluyor. Günlerce sokakta kalıyor, sonra Etiyopyalı bir kadının yanına sığınıyor, onun yanında da hayatın başka acı yönlerini öğrenmeye başlıyor.

Kefernahum, duygu sömürüsü yapmadan Orta Doğulu toplumların acı gerçeklerini yüzümüze çarpa çarpa anlatıyor. Muhakkak şans verin.

Bir Kitap: Kendi Kendine MBA

İş hayatının keşmekeşine düşmüş beyaz yakalı dostlarıma gelsin bu kitap. Elbette bir roman tadında akıp gitmiyor ama doğru bilgiye son derece başarılı bir dilden ulaştığınız için sanki roman okuyormuşçasına keyif alacaksınız. Yazar Josh Kaufman, yıllarca P&G’nin marka müdürü olarak çalışmış ve yüzlerce başarılı işe imza atmış deneyimli bir isim. Ama bu kitap için diyor ki; “böyle başarılı olmak ve mükemmel işlere imza atmak için illaki MBA okumanıza gerek yok.”

Bu kitabı okuyun, paranız da zamanınız da sizin olsun. Gerçekten son derece başarılı örneklemelerle bir işletmenin nasıl döndürüleceğini anlatıyor. Malum MBA fiyatları Türkiye’de uçmuşken bakmanızı tavsiye ederim. Oldukça öğretici bir kitap oldu benim için.

Zeynepsel Bir’şeyler şimdilik böyle. Okuduğunuz için çok teşekkür ederim, daha çok yazı da görüşmek üzere. Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir